Zıt

Saçlarımı kazıdım ve duşa girdim. Omuriliğimden gelen titremeler, vantilatöre sıkılmış parfüm tüm eve yayılmıştı, ağırlaşmıştım. Televizyonun geldiği yıllara ait, çocuk olmanın şaşkınlığıyla uyanmıştım bugün. Ben sürreal severdim ama kaderim gayet gerçekçi sınırlarda. Duştan sonra kurulanıp Ulye’ye yaklaştım, “Tanrıya hiç inanır mısın?
Tanrı mı? Ara sıra aklıma geliyor.” Sağındaki koltuğa oturdum ve çok sigara içmekten artık sık sık zorlandığım nefes alışımı düzeltmeye çalıştım, öksürdüm, gömleğimin üst düğmelerini çözdüm. “Ne yapacağız?” Bugün gidecek fazla bir yerimiz kalmamıştı, son çare dediğimiz balkona bile çıkmıştık. Yapılması gereken bir işimiz yoktu; ödenmesi gereken faturalar ve kira vardı, buzdolabı bomboştu; doyurulması gereken iki mide vardı. Tekrarladım, “Ne yapacağız?
Oturalım.”
Oturuyoruz zaten.”
Oturmaya devam edelim.” Kırlentlerden birini zorla aldım kanepeden, oturduğumda sırtımı desteklemesi için arkama yerleştirdim. Uzun yıllar yalnızlıkla pişmiş iki insandık ve tahmin edileceği üzere berbattık. Bulaşıkları hiç yıkamadık yemekten sonra. Onun yerine sigaralarımızı yakar, şarabın kalanını bitirmeye çalışırdık. Devam eden sükûnet, devam eden ağırlık ve çok yinelemiş olmazsam yine devam eden bir huzur vardı. Ancak bizim huzurumuz yeşil ovaların, kuşlarla dolu bir ormanınki gibi olmak yerine hücuma kalkar kalkmaz boğazından kurşun yiyen bir askerin ölüşü gibiydi; etrafımızdaki her şey bize karşıyken ve düşmanken fazla rahattık galiba. Bankalardan ve evsiz kalmaktan hiç korkmadık. Başımıza daha ne gelebilirdi?
Ulye?
Evet?” Sadece alay etmek istemişti. Onunla konuşurken değerli şeylerden bahsetmeye çalışırdım. Bizimkisi bayat şiirler değildi. İki yakın arkadaş olmaktan tek farkımız sevişirdik. Birbirimizden hiç korkmadık. Birbirimizde değerli hiçbir şey aramadık, bulmak istemedik. Biz bugün yan yana koltuklarda oturan iki canlıydık.
Zeki biri miyim sence ben?” Yüzündeki alaycılık birden yok oldu, belki sadece beni inandırmak içindi bu.
Evet, zeki birisin.”
Ama başarısızım da.”
Olsun.”
Olsun mu?
Başarılı olup ne yapacaksın?
Ne bileyim, paramız yok mesela.”
Haklısın aslında.”
Kendimi kötü hissediyorum.”
Niye?
Sana bakmam gerektiği düşüncesi var içimde.”
Bana niye bakacaksın da?
Kadınsın diye galiba, ailem ataerkildi.”
Gerek yok. Bende de sana hizmet etme düşüncesi var.”
Aynı sebepten olabilir.”

Oturmaya devam ettik. Babalarımıza ihanet etmeye, annelerimizin sözünü dinlememeye devam ettik. Birer arsız ve huysuz olarak uyandık bu sabah ve yine öyle öyle uykumuzun gelmesini bekledik.

4.5 (90%) 4 Oy