Zehir

Başlamak ne kadar zormuş. Ama bir şekilde yazma ihtiyacı duyuyordu Tüm gün kafasında bu düşünce. Oysaki planlamamıştı. Kafasında kurmamıştı. Nerden gelmişti bu istek. Kim zehirlemişti onu? . Onu zehirleyen yılanı bulup başını ezmeli. Yok, ezmek olmaz. Öyle ya, yılan şifacıların simgesi değil miydi? Neyse ki yılan bile olsa yaşamaya hakkı var. Ya da ölmek üzere olan birine panzehir bulduğu için plaket vermeli. Plaket de neymiş. Methiyeler dizmeli… Falanca hastalığa çare bulduğu için falanca kitaplara geçirmeli. Bir yılan mı yoksa hekim mi? Tam bir muammaydı ve öyle kalmalıydı.

Neyse ki başlamıştı artık. Ama ne yazacaktı ki? Uyduramazdı da. Çünkü bu sokaktaki küçük çocukları toplayıp uydurma masallar anlatmaya benzemiyordu. Üstelik bunu mesai saatleri içinde yapmaya çalışıyordu. Yaptığı yanlış mıydı? İhanet mi ediyordu ekmek yediği yere? Yok yok. O zaten en büyük ihaneti kendine yapmıştı. Daha fazla edemeyecekti. Etse bile kafasındaki cümleleri atamıyordu ki işine konsantre olsun. Üstelik yapacak çok önemli bir işi de yoktu, işlerini kolaylamıştı. İşte belki bu yüzden tüm düşünceler beynine hücum ediyordu. Yaptığı şey ihanet miydi ya da neye ihanet ediyordu? Bilmiyordu. Tam bir muammaydı ve öyle kalmalıydı.

Niye bu kadar önemliydi ki, yazmak bir de bunu burada paylaşmak? Gerçekten paylaşmak istiyor muydu? O zaman yanında oturandan niye saklıyordu da üstelik yazı karakterini olduğunca küçültmüştü, bir edebiyat konserinde bunu herkesle paylaşmak istiyordu. Nasıl bir şeydi bu hem bağırmak istiyor, hem de duyulmasın istiyordu. Ne yapmak istediği tam bir muammaydı ve öyle kalmalıydı.

Yazmak için yaşanmışlık olması gerektiğini düşünürdü ve sıradan bir hayatı olduğu için belki de anlatacak bir hikâyesi olmadığı için yakıştırmıyordu kendine yazmayı. ‘’Ne yaşadım ki ne yazayım? ‘’ Şimdi bu gerekçe ona o kadar geçersiz geliyordu ki. Ne sebep olmuştu buna? Zehirli bir yılan mı, yoksa şifacı bir hekim mi? Bilmiyordu, tam bir muammaydı ve öyle kalmalıydı…

Şimdi yazdıklarına bakıyordu da çok mu uzatmıştı. Kimse okur muydu? Çünkü o çok uzun yazıları okumazdı geçerdi. Kim bilir belki de çok güzel olanları vardı içinde. Ve okumaya üşendiği için kaçırmıştı. Şimdi kimler okuyacaktı yazdığını ya da kimler okumadan geçecekti? Umurunda mıydı okumuşlar okumamışlar, beğenmişler beğenmemişler? Bilmiyordu, tam bir muammaydı ve öyle kalmalıydı…

Bir daha yazar mıydı? Bilmiyordu tam bir muammaydı ve öyle kalmalıydı…

Değerlendir