Tomris Üçgeni

Merdivenlerin oraya koşuyor Süreya, beklemenin zamanın gövde gösterisi olduğuna kanıtlar sunarak. Çok erken geldiğini düşünerek bakınıyor etrafına fakat bulamıyor aslında göz kapaklarına hapsettiğini. Bir şeyin provası yapılıyor ona göre, herkesin bir yere yetişme telaşı ve kuşların göç sevdası. Ah… Yalnız bunun için sevmeyi o kadar istemişti ki, “yalnız”larının içine her nedeni saklamışlığıyla… Bir yere yetişme telaşını zorla kendimize kabul ettirmişliğimizin çamuru içerisindeyken, yetişemediğimiz kişilerin yüzündeki sabır oluyoruz bir süre sonra, sahi ne güzel yüzü vardır yetişemediklerimizin­?

Derken; yetişemediklerimizin­ otobüsü görünmeye başlıyor binlerce kilometreden. Turgut, dönmeyecekleri bir yer beğenmesi gerektiğini, başka türlüsünün güç olacağını anlatmaya çalışıyor telaşlı bir kararlılık ile. Bütün dünyanın mülkünden ve saltanatından vazgeçip “bir ellerin bir ellerim yeter” deyip konuşmayı kısa kesmeye çalışıyor, gözlerinin sükûtunu özlemiş titrek bir heyecan ile “belleyelim yetsin!” deyiveriyor aniden. Herkesten sakladığını, ona itiraf ediyor. Seni aldım bana ayırdım-durma kendini hatırlat diye söyleniyor, bir an olsun aklından çıkıp gitmeyene…

Herkesten sakladıklarımız vardır daima ve bunları anlattığımız insanlarımız da..
Biliyor musun? Az az yaşıyorsun içimde, oysaki seninle güzel olmak var diye arkalardan bağırıyor sesinde umut saklayan Edip. Örneğin; rakı içerken, içimize bir karanfil düşüyor gibi. Sahi neden bütün karanfiller içimdeymiş gibi hissediyorum? Bir ağacın tıkır tıkır işlediğini ve midesiymiş aklıymış şu kadarcık kaldığını söylüyor yüreğinin ağzından çıkarcasına heyecanlandığı zaman dilimlerinde. Bir karanfile eğilimli olduğunu bilip bir tanesini alıp ona veriyor, o güzel gözlerinin içindeki karanfil bahçelerini izlemek için. O da bir başkasına veriyor, ne hoş! O başkası yok mu, o da bir başkasına veriyor karanfili.. dünyanın bütün umudunu içerisinde taşıyan bir canlı oluveriyor..
Derken, karanfil elden ele…

5 (100%) 12 Oy