Sessizlik

Diğerleri, Bölüm: Cumartesi 26 Kasım 2011-Maydos’un Kurtuluşu ve Soğukların Başlangıcı, 8. Kısım: Sessizlik

Deyimlerimiz ve deyişlerimiz temalı yemek programının ilk bölümü yayında! Tavaya yağ döktü, biraz salça ve tuz ekledi, az da su kattı ve beklemeye başladı. Geçen zamanı anlatmak gerekirse:

Geçen zamanda makarnanın pişmesi, salça sosunun hazır olması dışında hiçbir şey yaşanmadı. Hatta kahramanımızın kafasında en ufak bir düşünce oluşmadı, geçmişe dönmedi, geleceğe bakmadı, bekledi öylece. Makarna ile sosu karıştırdı, buzdolabında yoğurt var mı diye baktı ama kalmamış, normal, musluktan bir bardak su doldurdu ve içeriye geçti. Orta sehpasını kanepenin dibine kadar çekti, makarna tabağını üzerine koydu, kaşığın tabaktan çıkardığından başka ses yoktu. Mutlak sessizlik hiç ses olmaması değildi demek; mutlak sessizlik tek bir sesin var olması demekmiş. Bu çoğu zaman nefes almak kadar kolay ulaşılabilir imkânlardan. Kalabalık kişilerin şehirlerindeyse nefesini tutmak işe yarar.

Pencerelerimiz huzura açılmıyorlardı maalesef. Duvarlar olağan renklerini sigara dumanı yüzünden kaybetmiş, perdeler artık gri, sosyalist olduğunun ispatı olarak bir de Che posteri asılı. Geçti bunlardan. Yemeğini bitirdikten sonra sigara yaktı, bir bardak votka doldurdu. İşte o an işitmeye de başladı. Dışarısından sesler geliyordu; arabalar geçiyordu en kötü ihtimalle, ana cadde üzerinde değildi apartman, ama olsun, dedikodu yapan kadınların çığırtkan ses tonları camları titretiyordu.

Bütün bunlara rağmen sessizdi her şey ve herkes. Öyleyse sessizlik dinlemeye değer bir şeyin olmamasıydı. İnsanlardan ve hayattan beklentilerini azaltması gerekiyordu demek.

5 (100%) 1 Oy