İstifa Mektubu

Gonca yapraklarının ince ince serpildiği şu ahir ömrümüzde bir çok şey yaşıyoruz. Varoluşu sorguladığımız genç yaşlarımızda ise binbir türlü sorun ile yüzleşmek zorundayız. Açıkça söylemek zorundayım ki; yoğun depresif sızlanmalar yaşadığım şu günlerde, hele ki kendime bile yarayamadığım şu lanet günlerde artık iş göreceğimin mantıklı bir söylem olacağını düşünmüyorum.
 Her insanın belirli bir kapasitesi vardır, olanları taşıyabilme yetisi burada yer alır ve sanırsam doldu kapasitem beni. Artık hiç bir şeyi kaldırabilecek güçte değilim. Nihayetinde, zihnimin içindeki aksi, inatçı, huysuz ve bir o kadar da yaşlanmış olan bu adamın, inadı da son buldu . Bununla peşi sıra, dünyanın güzel bir yer olduğuna dair inancı da yok olup gitti…
 Kendime yeni bir liman arayışına son verdim dostlar. Okyanusun içinde ki hengamede şahsına münhasır bir hayat yaşamak için yaptığım ve yapmakta olduğum her şeyden uzaklaşıyorum. Yorgunluğumun ve bir an evvel güzel şeyler yaşamayı arzulayan zihnimin içinde, kendimi çalışabilecek kadar zinde hissetmiyorum. Fabrikanın kendisine biçtiği ömrün üstünde bir performans gösterip hala çalışan makineler gibi istikrarlı bir hayat için çıktığım bu yolda; bilyeleri değişen ve 6 ay sonra dağılan makineler gibi kalakaldım. “Bir insan yapamıyorsa, yapamıyor demektir” tabelasının önünde, üstüne üstelik bu tabelanın gitmemi planlayacağı her hangi bir yol dahi olmadığı halde.. Ben artık daha fazla çalışabileceğimi sanmıyorum. Daha doğrusu, yaşamaya tekrardan başlamak için Tanrı’dan psikolojik destek almam şart. Hala, çektiğim acıyı yaşadığım sıkıntıyı dışımdaki insanlara yansıtamıyorum. Yansıttığım zaman ise işler rayından çıkıyor. Evet (!) ben, rayına asla oturmayacak vagonsuz bir trenim. Hayatım ise; avucumdan düşen su taneciklerine benziyor efendim. Kendimi sesli bir şekilde anlatmayı asla beceremediğim için buradan yazıyorum çünkü ben hala sesli bir şekilde “yoruldum, bedenim kaldırmıyor, psikolojim; atom bombası atılmış bir kent gibi” diyemiyorum.
 Açıkça konuşmam gerekirse, (ki daha fazla ne kadar açık olacak isem) bu yazdığım benim istifa mektubumdur. Kalbimin ne denli yavaşladığını umarım hissedersiniz.  Ben bir aciz kulunuz, beni ömrümün sonuna kadar her gün kutsamanızı ve bağışlamanızı diliyorum. Yaşadığım durumu anlamanızı ve bana inanmanızı istiyorum. Size derdimi en iyi anlatan, Yeşil Yol filminden bir replikle veda etmek istiyorum,
Yoruldum, patron. Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. Yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri. İnsanların birbirine kötü davranmasından bıktım. Her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım. Çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. Anlıyor musun?
3.3 (65%) 4 Oy