Bum

Bir uyuşturucu, iki uyuşturucu; Of, uyanmıyorum. Daha fazla irdelenmem gerek, dürtsene bir beni. Kollarım, kollarım varlar gibiler, yok da olabilirler. Karıncalanıyorum, ne yazıyorum? Fena bir benzetme yapayım.

“Bir fahişenin ağzına terk ettim evlatlarımı, ben kötüyüm.”

Buzdolabı tam takır, ekmek yok, ışığı yakamam, fatura çok gelir. Karanlık mı? Açlık mı? Belki başka bir dert. Bir yol hazırlasam iyi ederim.

“Ve kötüler daima kaybedermiş. Belki de kaybettikleri için kötülermiş.”

Adım neydi, beni boşver, adın neydi? Bahar? Hangisi? Yanlış anlama; ilk mi, son mu? Kızma, çok acıktım, çok karanlık kaldım; belki de başka bir şeydir ha?

“Bu kaldırım taşları arasına” olmadı, baştan! “Bu şehre” daha fena, daha yıkıcı!

“Buraya bıraktım kendimi. Almak için geri gelemezsem eğer buraya gömdüm kendimi.”

Ne? Bırak şimdi, bahsetmeye değmez. Zaten olmuyor da, sıkıyorumdur. Kim okur lan bunu. Aptallar okur. Aptallar sever belki bunu. Ama kızarlar aptal dediğimi duyarlarsa. Yazar da fahişesidir okuyanının. Ağır mı kaçar? Çok mu deli dolu küpeli? Zoraki sanki biraz.

“Bacaklarıma biner tonluk balonlar koymuşlar, sadece uçabiliyorum.” Sil burayı, alakasız oldu. “Memleketimin bozkır çiçekleri gibisin ey sevgili” Kesin çok satarım artık. Aptallar seviyor böylelerini. Ama bana yakışmaz, ben sevmem ki. Ben sevmem, sevemem değil, sevmem. Ama aptallar sever. Ben de aptalım. Farklı bir aptalım.

“Zaman aksın üzerimden, çağ devrilsin, Tanrı dirilsin!”

Sinirleniyorum! Haplarım nerede! Lanet uyuşturucularım nerde!

“Bakın şu tiyatroya!” Kimdi bu? Ne haddime benim yargılamak. Ben herkese öğüt veren biri olmayacağım.

“Bardak var, isterse oturup içsin.”

Yakıştı gibi. Hayyam’dan etkilendi falan yazarlar en fazla. Bugün de varlığımı kendime ispat ettim, uyanabilirim.

4 (80%) 2 Oy